Yaz sezonunda Alaçatı ve Çeşme’de görücüye çıkacak abajur tasarımlarının duygusal öyküsü..

Yaz sezonunda Alaçatı ve Çeşme’de görücüye çıkacak abajur tasarımlarının duygusal öyküsü..
  • 16.02.2016

 

Urla Meydanı’nda taksi durağının karşısındaki, girişinde ‘Malgaca Çarşısı’ tabelası bulunan dar sokaktan içeri girin. Soldaki ikinci sokağa saptığınızda köşesindeki minik atölyenin vitrininde birbirinden harika abajur tasarımlarını göreceksiniz..

BİR BÖBREĞİNİ VEREN EŞİNE, O DA ADETA DÜNYALARI BAĞIŞLADI

Yüksek öğrenimini Resim ve Tasarım üzerine yapan ve mobilya tasarımı ve dekorasyon alanında çalışan Meryem Sisoğlu ile işletme mezunu Hüseyin Sisoğlu emeklilik zamanı geldiğinde hep hayalini kurdukları ‘Urla’da Yaşam’ı gerçeğe dönüştürmek için 2013 yılında İstanbul’dan gelerek Urla’ya yerleşti. Her şey çok daha güzel olacak derlerken, Hüseyin Bey’in 22 yıllık üst düzey satış yöneticiliği stresinden kaynaklanan böbrek sorunu baş gösterince eşi tereddütsüz bir böbreğini verdi ve Hüseyin Bey yaşama tekrar ‘Merhaba’ dedi.

ANNEANNE YADİGARI 115 YILLIK İBRİK İLHAM KAYNAĞI OLDU

Hüseyin Sisoğlu bu vefa karşısında, ilham kaynağı eşinin 20 yıl önce yaptığı bir tasarımdan yola çıkarak, eşinin hobisini bir yaşam tarzına dönüştürmeye karar verdi. Anneanne yadigarı 115 yıllık bakır bir ibrikten tasarlanan abajur, yeni tasarımlar için örnek oldu. Hüseyin Bey sağlığına iyice kavuştuktan sonra, Meryem Hanım’ı bir Anadolu turuna ikna etti. Başlangıçta bu turun amacını bilmeyen Meryem Hanım, ilk gittikleri yerde antikacılar ziyaret edilince bu gezinin aslında malzeme tedariki gezisi olduğunu anladı. Batı Karadeniz, Doğu Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da tasarımlarda kullanmak üzere tam 34 ibrik ve güğümle Urla’ya döndüler.

YOK OLMAYA YÜZ TUTMUŞ TARİHİ ESERLERE TEKRAR İŞLEV VE MANA KATMAK

İlk adımı atmaktan son derece mutlu olan çift, döner dönmez bu zarif antikalara yine antika değeri olan el işlemelerinin yakışacağına vererek önce aile efradında ne kadar oya, dantel, güpür varsa talip oldu. Yapacağı işi eşe dosta içtenlikle anlatan Meryem Sisoğlu, “Herkes sandıklardaki 70 yıllık, 100 yıllık el işlerini seve seve verdi. İlk baştan itibaren bu tasarımların çok orijinal ve değerli olduğunun bilincindeydim. Tüm abajurlarımı, hem estetik hem de fonksiyonellik açısından kendim kullanacakmışım gibi özen göstererek tasarlıyorum. İşimizi asla seri üretime taşıma hedefinde değiliz. Zaten istesek de bu mümkün değil. Özel tasarım ürünlerin ortak özelliği ve gereği, bu ürünlerin her birinin tek ve benzersiz olmasıdır. Dolayısıyla da üretim, zaman açısından da, antika bakır tedariği açısından da sınırlı sayılarla devam etmek durumunda. Bu nedenle ana amaçlarımızdan biri de, yok olmaya yüz tutmuş tarihi ibrik ve güğümlere tekrar işlev ve mana katmak” diye konuştu.

İŞİN ZOR KISMI NADİDE, ORİJİNALLİĞİ BOZULMAMIŞ ANTİKALARI BULMAKTA

Özellikle az yıpranmış, orijinalliği bozulmamış bakırları temin etmenin, işlerinin en zor kısımlarından birini oluşturduğunu söyleyen Hüseyin Sisoğlu ise konuyla ilgili olarak şöyle konuştu:

“Bunun için hemen hemen Türkiye’nin her yerine gidip araştırmalar yapıyoruz. Birkaç örnek vermek gerekirse. 1920-1925 yılları arasında, Bolu-Gerede bölgesinde üretilmiş, el yapımı dövme bakır bir ibrik bulduk. 1900’lü yılların başında, Rize de üretilmiş aile yadigarı ibrik, üzerinde hala o dönemin ateş karasını barındırmakta. Yine seyahatlerimden birisinde Orta Anadolu’da son derece nadir bulunan, seçkin bir örnek olduğu için de alırken kendimi son derece şanslı hissettiğim, 1940 yılında Çankırı bölgesinde üretilmiş el yapımı dövme bakır ibrik beni çok mutlu etti. Abajur olarak tasarımı yaparken de, süsleme için danteli seçerken de, ona yakışır bir özen gösterdik. Üzerindeki kenar oyası yaklaşık 80 yıllık. Doğrusu özel bir ürün ve umarız uzun yıllar da kıymetli ellerde var olmaya devam eder. Abajurlarımızın her biri; tarihi 45 ile 100 yıl arasında değişen, antika özelliği kazanmış, el işçiliği dövme bakır güğüm ve ibriklerden tasarlanmıştır. Malzeme temininin ardından bu bakırlar az da olsa temizlenme aşamasından geçirilip abajur olmaya hazır hale getiriliyor.”

ANTİK ABAJURLAR ALAÇATI VE ÇEŞME’DE GÖRÜCÜYE ÇIKACAK

Tasarım işini bir atölye ortamına dökmenin zamanı gelince, 24 Kasım 2015’te, Urla’nın tarihi arastası Malgaca Pazarı’nda mini bir atölyede çalışmaya başladıklarını belirten Meryem Sisoğlu, “Malzeme temininden sonraki süreçte ise, her bakır için ayrı ayrı belirlediğimiz tasarıma göre şapka modeli, renk, kumaşı belirleme, şapka süslemeleri için antika dantel, oya gibi yardımcı malzemelerin saptanması, uygun bağlantı ekipmanlarını oluşturma gibi teknik ayrıntılar bulunuyor. Bakır’ın temininden abajur haline gelmesine kadar geçen süreç bazen bir haftayı dahi bulmakta. Bu nedenle de titizleniyorum ve öncelikle tasarımlarımızı doğru noktalarda, doğru kitlelerle buluşturabilmek kaygısındayız. Bu doğrultuda çağın gereği sanal alışveriş olanaklarını tabii ki kullanıyoruz. Bu alanda tasarım ürünlerini kitlelerle buluşturan daha çok butik alışveriş sitelerini tercih ediyoruz. Ürünlerimizin satış fiyatları 300 lira ile bin lira arasında değişiyor. Perakende noktalar anlamında ise önümüzdeki süreçte ilk hedefimiz Alaçatı ve Çeşme. Bir aksilik olmazsa, baharın başlangıcıyla birlikte bu iki beldede tasarımlarımızı beğeniye sunacağız” dedi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

YORUM YAZ

Spam Yorum Koruması *